Mucahid Yıldız


Hastahane hatıratım 309.01.2019

Bugün ziyaretçilerimle öğleden sonra sohbet ediyorduk. Hemen karşımızdaki masaya da yaşlı bir bayan getirdiler. Çayını ve suyunu emzikli bardaktan içiyordu. Biz Türkçe sohbet ediyorduk. Meğer sürekli bizi dinlemiş. Hiç farketmemişim. Ziyaretçilerimle vedalaşırken, bize Türkçe mi konuştuğumuzu sordu. Kendisi de Türkçe biliyormuş ve söylediklerimizin hepsini anladığını ifade etti. Biz biraz ölümden, hesaptan falan bahsetmiştik ziyaretçilerimle.


Geçen ay kocasını kaybetmiş. 72 yaşındaymış. Yetmişlik teyzelerle sohbet zevkli oluyor. Cuma günü konuştuğumuz 70 yaşındaki Edith teyzenin hikayesini daha önce anlatmıştım. Bugünkü teyzemiz bana anlatmaya devam ediyor;


Kocası Türkmüş, adı Ali. İzmirli olduğunu söyledi. Yani Türkiye'ye gittiklerinde hep İzmir'e gidiyorlarmış. Maalesef bir ay önce kaybetmiş. Kendisi de 20 basamak merdivenden düşmüş. Vücudunda kafası sırtı falan hasar görünce hastaheneye kaldırmışlar. Karin teyzeye sen de Müslüman oldun mu diye sordum. Türkçe başladık ama, ifadede zorluk çektiğini görünce tekrar Almanca'ya döndük. Yok ben Müslüman değilim, nasıl olunuyor diye sordu. Çok basit dedim, şehadet getireceksin. Almanca olarak şehadeti ona söyledim. Ondan sonra güzel bir duş aldın mı hergün Allah Allah dersin, Ali amcayla buluşacağın cennete giden yol senin için çok geniş olur inşaallah dedim. Ama ben çok yaşlıyım olur mu, ismimi de değiştirmek zorunda mıyım dedi. Hayır hayır, ismin de kalabilir ve yaşlı olman da hiç önemli değil. Müslüman olmak için hiçbir zaman geç olmaz. Ye'sen olan değil tabi.


Cennete kolay gideceksin deyince, ama ben daha ölmek istemiyorum dedi. Tabi, Allah sana uzuun ömürler, sağlık ve afiyet versin dedim. Birgün hepimiz bu dünyayı terketmeyecek miyiz? Evet. E işte o zaman Ali amcaya giden yol senin için çok geniş olacak ve sen koşarak onun yanına varacaksın dedim. Sevindi, gülümsedi. Anladım ki gönlüne bir ferahlık geldi.


Sonra ben namaz için yanından ayrıldım. Abdest alıp tekrar aynı mekanın bir köşesinde namaza durdum. Sanıyorum hemşirelerden biraz şüpheli gözlerle bakan biri, konuştuklarımıza kulak kabartmış. Çok sesli de değildik ama..


Ben namaz kılarken yanına yaşlı bir adam getirdi. Bu beyefendiyle sohbet edersiniz, canınız sıkılmaz dedi Karin teyzeye. Daha önceki konuşmamızda kaç yaşında olduğumu sordu. Elliüçün sonu dedim. Benim hiç çocuğum olmadı olsaydı senin yaşında olurdu şimdi. Sen benim oğlum sayılırsın dedi. Evet dedim benim annem de 76 yaşında.


Namazımı kılarken ister istemez kulağıma gitti. Karşısındaki beyefendinin de Karin teyzenin de bir kelime sarfettiklerini duymadım. Buna rağmen onları rahatsız etmemek için odama çekildim. Biraz sonra tekrar çıktığımdı Karin teyzeyi odasına götürüyorlardı. Beni görünce gözlerinin içi güldü ve bana Türkçe Allaha ısmarladık dedi. Güle güle, yarın görüşürüz dedim. Gülümseyerek eliyle öpücükler gönderdi, ben de ona elimle aynı hareketi yaptım. Sonraki namazımda Allah'ım Karin teyzemize hideyet ver diye dua ettim. Amin.

 

e-mail
Yazarın diğer yazılarına Yazarlar bölümünde ulaşabilirsiniz.